« Önceki |

editörden
Ortadoğu üşüyor, Kafkasya üşüyor, Afrika üşüyor, dünya üşüyor, biz üşüyoruz! Gözlerini, yüreklerin tipilere tutulduğu bir zamana açan söz medeniyetinin çocuklarıyız. Zemheri addettiğimiz karakışın hüküm sürdüğü bu devirde, seslerin birbirleriyle çarpıştığı, söz’ün tüketilmeye çalışıldığı, renksiz kar tanelerinin durmadan kalplerimize isabet ettiği, ötekileştiricilerin toplumlarımızı bölmeli düşüncelere mahkum ettiği bir dünya düzleminin dikenli, boyu santimetrelerle ölçülemeyecek yükseltide karlarla kaplanmış patikalarındayız.
Mevsim kış, hava puslu, kar üzerindeki izler kimliksiz. Düşüncelerdeki buz tutmuş kalıntılara bir meşale yakmak, ve bunu yaparken de söz’ümüzdeki sıcaklığı buzdağlarına hohlamak, sesimizi değil; söz’ümüzü yükseltmek gayesindeyiz. Bu iddiayla kış mevsimine sahip çıkıyoruz. Çünkü biz, kışa talip olmanın ehemmiyetine inanıyoruz. Bu yüzden şömine önünde boylu boyunca uzanmış dünyanın ağzına manifestomuzu sürüyoruz: “Zemheri Edebiyat; mevsimi kış olanların dergisi”
Zemheri Edebiyat’ımızın ikinci sayısıyla karşınıza çıkmaktan dolayı mutluyuz. Sözümüzü, duruşumuzu, sükûtumuzu ifade eden birbirinden tutkulu çalışmalarımızla yüreklerinize yağmaya devam edeceğiz. Bu sayımızda, söz’ünü yükselten ve kalbi olan bir dergi olarak nitelenen Yolcu Dergi’mizin Genel Yayın Yönetmeni Sevgili Ferhat Kalender ile yaptığımız sıkı söyleşiyi istifadelerinize sunuyoruz. Ayrıca ikinci sayımızın hazırlanmasında desteklerini esirgemeyen değerli abimiz Emre Şimşek’e ve sevgili Neşe Yeşilova’ya şükranlarımızı iletiyoruz.
Derginiz Zemheri Edebiyat kalplerinizden aldığı ilhamla yürüyüşüne devam edecek. Bu bağlamda, başkalarının açtığı ayak izlerine basarak değil, ait olduğumuz medeniyetin isterlerine göre kendi patikamızda, rahmetin ıslanmışlığıyla, kendi ayak izlerimizle yolda olacağız.
Selman Maltaş
selmanmaltas@zemheriedebiyat.com
2 Kasım 2006
Gündem; karantina altına alınmış, giriş ve çıkışların seküler kontroller dahilinde yapıldığı, alkol sınırının serbest olduğu kurtarılmış bölge.
Çağımızda gündemi tayin etmek, kimyasal madde tayininden daha kapsamlı çalışmaları gerektiriyor. Gündem mühendislerince ortaya/yazılı ve görsel basına atılan manşetler genel anlamıyla sosyolojik, ekonomik ve politik varsayımlarla oluşturuluyor.
Elle tutulur her değere bilim adını veren bilimsel argümancılar, gündem kavramını esgeçmişe benziyorlar. Çünkü üzerinde düşünülmesi, tartışılması ve farklı açılımlara gidilebilmesi gereken devrin organik yapısını oluşturan başat aktörlerden birisi gündem. Kimilerine göre de kuvvetler ayrılığı sınırlandırmasının başrol oyuncusu.
Gündem yapısal bazda birçok fonksiyondan müteşekkil.
Gündem mühendislerince kurgulanan gündemin genetiğine uygun manşetler; yargılayıcı, sorgulayıcılıktan uzak, ince taneli temcit pilavı tazeliğinde, günü demlendirebilecek kapasitede çok az dünceye ve düşünceye sahip olmalı.
Gündem bu özelliklerle donatılmalı ki; amaçlara hizmet bakımından toplum ütüleyicilerine fayda sağlayabilsin. Zaten bu faydayı sağlamayan her manşet, en kısa sürede imha edilmeye mahkumdur.
Gündemin tarafları vardır.
-Gündemi oluşturanlar
-Gündemi ovuşturanlar
Sürü psikolojisinde etkin rol alan kesimler gündemi ovuşturmakla meşgulken, gündemi oluşturan elitler ise; kamu ve özel kurumları kendi sistemleri dahilinde örmekte ve gündem ovuşturucularının girebilmesi muhtemel son deliğe kadar kalelerini sıvamaktalar.
Payına gündemi ovuşturmak düşmüş olan bireyler, zaman zaman gündem mühendislerince ödüllendirilmekten de geri bırakılmamaktadırlar. Çünkü gündem baskısının sürekliliği, arada bir yumuşak karınlara yapılan masaj seanslarıyla hayatiyetini devam ettirebilir.
Şimdi de gündeme müdahil olanlara bakalım.
Gündeme müdahil olmak, gündemle hemhal olmak, gündeme takılmak gündem mühendislerinin beklentileri arasında ilk sırayı alması muhtemel beklentilerdendir ki, gündem kabul görsün, gündem gerisinde çevrilen otomata bağlanmış tezgah bantı akmaya devam etsin, gündem korosuna katılan karşıt guruplara karşı yeni bir baskı unsuru peydah olsun.
Üzülerek görmekteyiz ki, toplumumuzda İslami Tabakayı temsil eden hizipler, gündem fabrikasının ürünlerine aşırı derecede rağbet etmekteler. Rağbet etmenin yanında, o gündemlerin gönüllü pazarlayıcısı ve reklamcısı görevini üstlenmekten de geri durmamaktalar. Bu bağlamda gündemin oltasını tutan çıkar gurupları, oltanın ucundaki bu hareketlenmelerden sonra, oltayı kendilerinin görebileceği gün yüzü derecesine doğru çekmekteler.
Durup düşünmek gerekiyor. Acaba kendi gündemimizi, yani müslüman gündemini ne derecede oluşturabiliyoruz? Seküler gündemlerin peşine takılmak yerine, asli gündemlerimize nefes vererek, seküler gündemlerin tutulma oranını ne derecede düşürüyoruz? Reytinglerini yerle bir edebiliyor muyuz?
Keşke bu sorulara vereceğimiz yanıt hayır değil de; hayr olsaydı. Ne yazık ki; biz bu cevabın hayır kısmında kürek sallıyor ve maveramıza küreğimizi bir türlü dokunduramıyoruz. Sonuç olarak bir arpa boyu yol almaktan aciz kalıyor, ve birbirimize yafta yapıştırmaktan/birileri tarafından birbirimizi düşman ilan etmekten geri kalmıyoruz. Devşirme düşünceleri zihnimizin maalesef ki dar olan kalıplarına dolduruyoruz.
Peygamber efendimize müşrikler anlaşma karşılığında saltanat, zenginlik ve en güzel kadınlarından vereceklerini söylediklerinde efendimizin cevabı:
-Vallâhi güneşi sağ elime, ayı da sol elime verseniz, ben bu teblîğden ve dâvâmdan vazgeçmem!" ... olmuştu.
Öncelikle beynimizin sağ ve sol kısımlarına, sonra ise ellerimizin sağına ve soluna bakalım. Kimden ne kadar miktar var? Gündemimiz kimin balçığıyla sıvanmış?
Selman MALTAŞ
-10-
-7-
Çelikten katladığım gemilerimi bırakıyorum suya
Bir yeşilin gölgesinde eyelendim..
Selman MALTAŞ
26 Ekim 2006

Yeni açılan bölümümüz hakkında kısaca bilgi verelim:
-Bölümümüz şu an için tasarlanan düzene göre 15 günde bir kitap ismi verecektir.
-İlk kitap olması hasebiyle kitabı biz seçtik.
-Sonraki kitapların seçimi kritiklere katılan arkadaşlarla birlikte gerçekleştirilecektir.
-Kitap kritiklerine katılım yorum eklemek suretiyle olacaktır.
-Kitap hakkındaki fikirler, olumlu ve olumsuz eleştiriler, kitabın kazandırdıkları, düşünce dünyamıza etkileri ve dış çevreye varsa yansımaları, kitapta ilginizi çeken cümleler vs.
İlk Kitap
Müslümanca Düşünme üzerine denemeler / Rasim Özdenören
İyi okumalar..
Çaylar, kahveler hazır.
Buyrun, kötürüm kalan düşünsel yanlarımızın tellerine dokunmaya!..
Tasfiye edilecek o kadar çok b/akışımız var ki; bir ucundan tutulmadıkça çekileceğe benzemiyor. Çünkü dünyamız tereyağı düzleminde değil artık. Yüreklerimize güneş yağları sürüldüğü günden beri, rehavete bürünmüş kıtalarımızdan ses yok. Tilki fikirler cirit atıyorken zihnimizde, oynadığımız ciritler ciddiye alınmıyor ki!..
Ne demiştik:
Çaylar, kahveler hazır.
Buyrun, kötürüm kalan düşünsel yanlarımızın tellerine dokunmaya!..
/Daha Tasfiye Edilecek Çok Şey Var/
Selman MALTAŞ
-İkramlar-
Çay
Kahve
Oralet
Şalgam
Ayran
Not: Şirketten:)